Sayfalar

6 Ekim 2011 Perşembe

Küçük kızım ‘Neynep’ | M. Serdar Kuzuloğlu

Beni oldukça etkileyen ve kendime not olarak eklediğim bir alıntıdır. Kalemine sağlık üstad...
---------------------------------------------------------------------------------------------
Küçük kızım ‘Neynep’

Bir gün dijital bir kıyamet kopup internet dediğimiz bu gayya kuyusuna tıkıştırdığımız anıları da buharlaştırabilir elbet ama sanki kıyıda köşede kağıtlara karaladıklarım daha hassas, kırılgan geliyor bana. Onun için ilerde çekmecelerin birinde daha ayrıntılı halini görebileceğin satırların küçük bir kesitini de buraya ekleyeyim dedim.

Sevgili kızım Zeynep; ya da ikiz kardeşin Ali’nin dönmeyen dilince ‘Neynep’.

Birazdan yazacaklarımı sana şimdi anlatsam anlamayacaksın. Anlayabileceğin çağa geldiğinde dinleyecek sabrın kalmayacak. En çok konuşmak istediğim an geldiğinde ise kimbilir araya neler sıkışmış, kimler, neler bugün aramızdaki saf, hesapsız ilişkiyi bulandırmış, örselemiş olacak.

Ama ‘balık bilmezse, Halik bilir’ misali ben şimdi yazayım da, sen belki bir zaman denk gelir okursun.

Benim küçük çiçeğim,

Günler günleri geçecek ve şu an hayranlıkla gözlerinin içine baktığın, sımsıkı sarıldığın baban dışında da hayran olunası insanların varlığını keşfedeceksin. Kalbini bir başkası, sonra belki daha nice başkaları hızlı hızlı çarptıracak.

İhtiyarlaşan ben ise bir köşeye kurulup istirahat etmeyi düşünürken büyük ihtimalle yıllar boyu sömürdüğüm vücudumun isyanıyla boğuşacak, ayrı dertlerin eline düşeceğim.

Bunların hepsi hayatın doğal akışı. Üzülmeyeceğiz.

Ama şunu bilesin ki benim güzel kızım; seni bu hayatta en çok sevecek erkek hep ben olacağım. Sana bunları söyleyen çıkacaktır. Ama inanma, e mi?

Hiçbir erkeğin senin üstünde benim kadar emeği, karşılıksız sevgisi; benim kadar anısı olmayacak.

Ve ne yazık ki doğanın kanunu gereği sen, seninle en mutlu, temiz, sevilesi anılarımızla dolu bugünleri hiç hatırlayamayacaksın. Anılarındaki parçaların en renkli ve dolu olanları sadece bizde saklı kalacak.

Anlatsak da anlamayacaksın. Bize de hep dedikleri gibi ‘anne olana dek’…

Ama ben hep seni bu dönemki halinle hatırlayacağım canım, biricik kızım.

İlerde birini, birilerini seveceksin, gün gelip bize tercih edecek, kendi yoluna gideceksin. Bizi halden anlamaz, geri kafalı, kuralcı, sıkıcı bulduğun; kaçıp gitmek, kendi hayatını kurmak istediğin anların olacak.

İşte öylesi günlerde aksilik eden, işi yokuşa süren, huysuzluk çıkaran ve seni hiçbir kimseye layık görmeyen babana sinirlenmeden önce bu satırları hatırla. Çünkü kendimi bilirim; sana bunları o zaman asla söyleyemeyeceğim. Birçok derdin, sıkıntının sebebi de bu olacak oysa ki.

İnsan her istediğinde mantığını cebinden çıkarıp aklına koyamıyor işte. Sen de çok çekeceksin bundan.

Yine de bil ki sonunda ne olursa olsun, ne yaparsan yap, ne söylersen söyle ben seni hep en az şu anki kadar seveceğim. Sen hep benim küçük, güzel meleğim; en çok sevdiğim, değer verdiğim kadın olarak kalacaksın.

Bunu sakın unutma.

Ve koca kafalı saf oğlum Ali. Küçük suretim, canım… Seni de unutmadım. Ama sen biraz daha bekleyeceksin.

Erkeklerin kaderi böyle.

M. Serdar Kuzuloğlu
Tarih: August 7th, 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder